AHLAK ve ADALETİN ÇÖKÜŞÜ
Bak kardeşim…
Her gün sokakta gördüğüm manzara, izlediğim haberler, karşılaştığım insanlar bana tek bir şey söylüyor:
Bu ülke artık sadece ahlakını kaybetmiyor, vicdanını da mezara gömüyor.
Ekranı açıyorsun, sokaklara bakıyorsun, sosyal medyanın içinden geçiyorsun…
Nereye dönsen aynı b*k.
Televizyonlarda rezalet satılıyor, sosyal medyada ucuzluk pazarlanıyor.
Mahremiyet dillere düşmüş, sadakat rafa kalkmış, utanma duygusu tarihe karışmış. Bir godoş, canlı yayında karısını pazarlıyor. Diğeri kendini.
Ülkenin en ironik tablosu ise;
Ahlak nutuklarını atanlarda.
Dindarlık süs, ahlak yük oldu bu millete.
Yaşım 50’ye yaklaşıyor, İnsanın içiyle dışının bu kadar ayrı düştüğü başka dönem hatırlamıyorum.
Ya sosyal medyaya ne demeli;
Üç kuruşluk beğeni için şerefini satanlar,
şöhret için bedenini tüketenler,
insanlığını ucuz bir gösteriye çevirenler…
Hepsi aynı karanlıktan besleniyor.
Bu ülkede artık kimin ne yaptığı değil,
kimin daha çok izlendiği konuşuluyor.
Onur gömülmüş, karakter susmuş, ahlak boğulmuş.
Ve en tehlikelisi ne biliyor musunuz?
Toplum bu çürümeye alıştı.
Rezalet kimseyi şaşırtmıyor.
Şiddet kimseyi ürkütmüyor.
Haksızlık kimseyi ayağa kaldırmıyor.
Adaletsizlik kimseyi isyan ettirmiyor.
Mesele sadece ahlak da değil.
Bu toplumun damarlarından tahammül de çekildi.
Herkes gergin, herkes patlamaya hazır.
Bir korna sesinde, bir omuz çarpmasında, bir “ne dedin?” sorusunda insanlar birbirini öldürebiliyor.
Sanki öfke, insanın cebinde bekleyen bir silah bir bıçak.
Bir zamanlar kavga çıkardı, şimdi öldürüyorlar.
Bir zamanlar bağrılırdı, şimdi kan dökülüyor.
Kimsenin kendi canı da, başkasının canı da gözünde değil.
Eskiden toplumun nabzı hızlanırdı,
şimdi insanlığın sigortası atıyor.
Tabloyu ağırlaştıran başka bir karanlık daha var; o da adaletin çöküşü.
Bu ülkede birini öldürüyorsun, iyi hal indirimi alıyorsun.
Bir kadını boğuyorsun, kravat takıp “saygılı” görünüyorsun.
Hakim karar açıklarken bile sanki “kusura bakmayın sistem böyle” der gibi.
Adalet gecikmiyor artık; bizzat kayboluyor.
Ve adalet kaybolduğunda toplumun içinde kalan son şey de çürüyor:
Vicdan.
Çünkü insanlar artık şunu öğrendi:
“Bir gün herkes ölür ama bu ülkede herkes susar.”
Biz bugün bir dönemin değil, bir çöküşün tam ortasındayız.
Ahlaksızlık büyüyor, tahammül küçülüyor.
Vicdan buz kesmiş, adalet terazisiz.
Toplumun ruhu darbe üstüne darbe yiyor. Bu şartlarda bu ülkede ahlaktan bahsetmek artık lüks değil mi?
Ve en acısı da şu:
Kimse “Nereye gidiyoruz?” diye sormuyor.
Şimdi soruyorum;
Bu ülke böyle giderse, sonumuz ne olacak?
Yarın sizlerle güzel olacak!..
Baran ARİÇ